Tabiîn Döneminde Tefsir

Mehmet Sağlam

Administrator
Yönetici
Admin
Katılım
29 Ara 2017
Mesajlar
1,024
Beğeniler
7
Puanları
38
Web sitesi
www.msaglam.net
#1
Tabiîn Döneminde Tefsir

Hz. Peygamber zamanında Arap Yarımadası’nın en uzak sınırlarına kadar ulaşan İslamiyet, onun vefatından sonra da hızla yayılmaya devam etti. Mısır, Suriye, Irak ve İran topraklarının fethi bu ülkelerde vali, kadı ve muallimlere ihtiyacı gündeme getirdi. Gittikleri ülkelerde Kur’an’ı ve Peygamberin uygulamalarını öğreten sahabe Medine ve Mekke dışında Kûfe ve Şam gibi şehirlerde de ilmî faaliyetlerin başlamasına ve gelişmesine katkıda bulundular. Böylece İbn Abbas’ın öğrencileri Said b. Cübeyr, Mücahid ve İkrime gibi tabiînin önde gelen müfessirleri nakle dayalı rivayet yöntemini esas alan “Mekke ekolü”nü, Ubey b. Ka’b’ın öğrencileri, Zeyd. b. Eslem ve Muhammed b. Ka’b el Kurazî gibi tabiîler ise “Medine ekolü”nü oluşturdular. İbn Mesud’un öğrencileri İbrahim en Nehaî, Muhammed b. Sirin ve Hasan el-Basrî gibi tabiinin önde gelen müfessirleri ise nakil yanında reye dayalı dirayet yöntemini kullanan Kûfe ekolü”nü oluşturdular.

Peygamberimizle bizzat karşılaşmamış olduklarından tabiin dönemi müfessirleri, ayetleri yorumlarken daha fazla açıklama yapma gereği duymuşlardır. Benzer şekilde sahabe döneminde sınırlı sayıdaki ayetlerin tefsiri yapılmışken tabiîn döneminde Kur’an tamamen tefsir edilmeye başlanmıştır. Dolayısıyla henüz tüm usulleri belirlenmemiş olmakla birlikte tefsir bağımsız bir ilim olma yolunda ilerlemiştir. Sahabe döneminde sözlü olarak devam eden tefsir hareketi, tabiin döneminde de bazen sahifelere yazılmış olmakla birlikte, çoğunlukla sözlü olarak devam etmiştir. Tabiin, içtihatlarında bir yandan Kur’an lafızlarının ilk kullanılışını esas alırken diğer yandan da lügat, sarf, nahiv ve belagat gibi dil bilimi ve anlam biliminden faydalanmışlardır. Bunun yanı sıra tarihsel ve toplumsal bilimlerin ilkelerini gözettikleri de görülmektedir. Böylece ayetlerin yorumunda rey ve içtihadın kullanılmaya başlanması farklı görüşlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Müslümanların farklı kültürlerle karşılaşması da bu anlayış farklılıklarının doğmasına neden olmuştur. Arap olmayan milletlerden Müslüman olanların (mevâlî) tefsirle daha çok uğraşmaya başlamaları onların kültürlerinin Müslümanlar arasında yaygınlaşmasına imkân vermiştir. Bazı Müslümanlar da kıssaların tefsirinde ehl-i kitap denilen Yahudi ve Hristiyan kültürünü kullanmışlar. Böylece İsrailiyyat adı verilen haberler tefsirde yer almaya başlamıştır. Bu tür haberler özellikle Tevrat, İncil ve Kur’an’da ortak geçen peygamberlerin hayatlarıyla ilgili olarak tabiin döneminden itibaren sıkça kullanılmıştır. Tabiin dönemi tefsir faaliyetleri sonucunda bütün Kur’an ayetleri çeşitli bilimlerden faydalanılarak açıklanmış ve böylece tefsir bir ilim olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Ayrıca bazı sahabilerin tefsir yöntemlerini takip eden tabiiler, rivayet ya da dirayet yöntemlerini kullanan Mekke, Medine ve Kûfe tefsir ekollerini oluşturmuşlardır
 
Üst Alt